Sinir bozucu güzellikte bir film; Funny Games 1997



4 yorum

Tür : Korku / Gerilim
Yapım : 1997, ABD , 103 dk
Yönetmen : Michael Haneke
Senaryo : Michael Haneke
.
Siz siz olun evinize yumurta istemek için gelen bir yabancıya fazla güvenmeyin.Kulağa paranoyakça gelebilir fakat Heneke'nin tam anlamıyla yaptığı bu; bizi paranoyak bir alana sürükleyip etki altına almak...
Funny Games iki kişiden oluşan bir grup piskopatın "hiç mi zevkine öldürmek olmaz" mantığıyla yola çıktığı bir oyunun seyircisi yapıyor bizi. Üstelik olan bitene seyirci kalmaktan öte, bir ayinin kurbanları gibi sinirlerimiz bozuluyor, tedirgin bekleyişimiz soğumadan aynen  devam ediyor. Çok Heneke filmi izlemiş biri değilim fakat, yönetmenin biraz da aldığı eğitimin etkisiyle olacak, insan psikolojisi üzerindeki başarısı ve dolayısıyle etkisini biliyorum. Nitekim bu filmde de bu bağlamda bir etkiyi fark etmemek mümkün değil.


Georg: bırak ne yapmak istiyorlarsa yapsınlar. Daha çabuk kurtuluruz.
 Paul: hiç de cesurca bir davranış değil. Uzun metraj için yetmez.
Anna,Georg ve oğulları Georgi göl kenarındaki evlerine iyi vakit geçirmek ve dinlenmek için gelirler.Burası sessiz sakin bir yerdir ve civarda beraber golf müsabakaları düzenledikleri komşuları da vardır.Anna eşi ve oğlu için öğle yemeği hazırladığı sırada Peter adında, elinde golf eldivenleri olan bir genç içeri girer ve Anna'dan bir kaç yumurta ister. Peter tuhaf ve şüphe uyandırıcı hareketleriyle Anna'yı tedirgin eder.Üstelik  davetsiz konuk bahçe kapısı kilitli bir eve hiç zorlanmadan girebilmiştir.Artık o gün içinde yaşanacaklar ve sabaha kadar sürecek olan oyun hem kurbanlar için hem de izleyici için sinirlerin finale kadar bir yay gibi germesi ve sürükleyiciliğinden hiç bir şey kaybetmemesi Funny Games'i en azından benim için başarılı gerilim filmleri listemde ilk sıralara yerleştiriyor.

Heneke neden bilmem aynı filmi Naomi Watts'lı kadrosuyla 2008 yılında yeniden çekiyor.Fakat ilki kadar başarılı olamıyor. Şüphesiz bunda oyuncuların da çok büyük etkisi var.İlk filmde özellikle Anna rolündeki Susanne Lothar'ın sahici  performansı takdire şayan.

8,5/10

4 yorum:

csyasoo at: 22 Ocak 2011 14:53 dedi ki...

Bende var bu. İzleyeyim en kısa zamanda.

Rüzgar at: 23 Ocak 2011 06:34 dedi ki...

Bence de izle hemen :))

eyyupbulut at: 26 Ocak 2011 07:17 dedi ki...

Film tamamen felsefe üzerine kuruludur. Filmin ana teması her insanın içinde var olan şiddet duygusunun nasıl ve hangi durumlarda ortaya çıktığını anlatıyor aynı zamanda medyanın insanları nasıl yönlendirdiğini de izleyici taraf yaparak güzel bir şekilde veriyor...

Rüzgar at: 28 Ocak 2011 10:07 dedi ki...

Evet şiddet ve şiddete mayyal üzerine derin şeyler söylüyor film

newer post older post