Like Crazy 2011



2 yorum


Yapım:2011 - ABD,
Tür:Dram, Romantik,
Yönetmen: Drake Doremus
Oyuncular:Jennifer Lawrence, Anton Yelchin, Charlie Bewley, Keeley Hazell, Alex Kingston

Amerikalı genç yönetmen Drake Doremus’un senaryosunu yazıp yönettiği bu ölçülü aşk filminde, Anna adındaki İngiliz bir genç kızın okumak için geldiği Amerika’da, yine aynı üniversitede okuyan Amerika’lı Jacob’la tanışıp doludizgin bir aşk yaşamaya başlamasını ve hesaba katmadığı, ya da düşünmeyi ertelediği bir sorunla, vize sorunuyla karşı karşıya kalmasını konu alıyor. Çift başlarda bir gençlik hevesi yaşadığını zannetse de aslında öyle değildir. Araya giren zorunlu ayrılık, çiftin aşklarının zorlu ve uzun bir sınavı olur. Film, bu hesapta olmayan zorunlu ayrılık sorununu merkez alarak ilerliyor. Anna Amerika’ya gidemediği gibi, Jacob’ın Amerika’da yerleşik bir işinin olması çiftin yollarını tıkar. Anna aslında Jacob’dan içten içe İngiltere’ye taşınması gibi bir fedakarlık beklese de bunu başlarda dillendirmez. Başlarda çift Jacob’un çeşitli aralıklarla Anna’nın yanına gitmesiyle geçici bir çözüm bulmuş olsa bile, zaman zaman aşkları mesafelerle olan savaşında yenilecek, her iki taraf da çeşitli fedakarlıklar gösterse de çekilen çileler, Anna ve Jacob’ı yoracak, zaman zaman pes ettirecektir. Anna ve Jacob bu büyük sınavdan geçerli not alabilecekler mi? Pek tabii onu filmin sonunda öğreniyor olacağız. Like Crazy’nin sonu kimilerine göre ucu açık bir son olarak değerlendirilebilir ama filmi başından sonuna kadar çok iyi okursanız, aslında çok bariz bir sonla noktalandığını görebilirsiniz. 

Anna karakterini canlandıran Felicity Jones’in güzelliği ve sahici oyunculuğu Like Crazy’i daha da izlenebilir kılıyor. En son Charlie Bartlet’da afacan bir çocuk olarak izlediğim Anton Yelchin’in de rolünün hakkını verdiğini söyleyebiliriz. Ben özellikle romantik filmlerde, çiftin uyumunun da filme yadsınamaz bir başarı kattığını düşünenlerdenim. Çiftin gerçekteki yaş farkına rağmen uyumu son derece dikkat çekiciydi. Aşk ve mesafeler yıllardır romantik filmlerde aşkın mücadele ettiği alanlar arasında işlenir. Bu açıdan çok orijinal bir senaryoya sahip sayılmaz. Drake Doremus’un başarısı da, böyle sıradan bir hikayeyi bu kadar yalın ve kendine özgü anlatabilmesinde. Diyalogların sırtına dayanan eski moda romantik filmlerden sıkılmışsanız artık, bu film size iyi gelecek. “İyi gelecek”den kastım, en azından “uyduruk” bir romantizme boğulmayacaksınız. Tutkulu bir aşk hikayesi izlemeyeceksiniz belki ama çok sahici bir ilişkiye şahit olacaksınız. “Benim başıma da gelebilir” dedirten bir duyguyla yüzleşip, karakterlerin mücadelesine ortak olacaksınız. Abartıdan uzak, sade diyalogları, gerçekliğe yakın, aynı zamanda fotografik kareleriyle romantizmi de es geçmeyen, 2011 Sundance Film Festivali'nde Özel Jüri Ödülü ve Büyük Jüri Ödülü'ü alacak kadar Jüri’nin dikkat çekmiş, başta da söylediğim gibi ölçülü bir aşk Like Crazy.

8/10

Degil mi?



0 yorum

"Yeni bir yere geliyorsun ve bakıyorsun ki her şey aynı."

 Stranger than Paradise 1984

Bir film, bir sahne: The Seventh Seal



0 yorum
video

Ingmar Bergman'ın Şovalye Antonius Block üzerinden, ölüm, inanmak ve din üstüne söyledikleri.

"Bu boşluk yüzüme tutulan bir ayna gibi.
Kendimi görüyorum. İçim korku ve tiksintiyle doluyor.
İnsanlara karşı duyarsızlığımla kendimi çevremden soyutladım.
Şimdi bir hayaletler dünyasındayım. Rüyalarımda ve hayallerimde tutsak kaldım.

-Yine de ölmek istemiyorsun.
-Hayır istiyorum.
-Neyi bekliyorsun?
-Bilgi istiyorum.
-Garanti istiyorsun.
-Her neyse.

-İnsanın duyularıyla Tanrı'yı kavrayabilmesi o kadar imkansız mı? O neden yarım vaatlerin ve görülmeyen mucizelerin ardına saklansın ki? Kendimize inancımız yoksa başkasına nasıl inanç duyabiliriz? Benim gibi inanmak isteyen ama yapamayanlara ne olacak? Ya inanmayan, inanamayanlar? İçimdeki Tanrı'yı neden öldüremiyorum? O'nu kalbimden atmak istememe rağmen neden alçaltıcı ve acı verici şekilde içimde yaşamaya devam ediyor. Neden her şeye rağmen bu gerçeklikten kurtulamıyorum?

-Dinliyor musunuz?
-Dinliyorum.
-Ben bilgi istiyorum! İnanç ya da varsayım değil, bilgi.

Tanrı'nın kendini göstermesini, benimle konuşmasını istiyorum. Ama o suskun. Karanlıkta Ona sesleniyorum. Ama sanki hiç kimse yok. Belki de kimse yoktur. O halde yaşam korkunç bir şey. Her şeyin bir hiç olduğunu bilen biri ölüm karşısında yaşayamaz. Çoğu insan ne ölüm'ü ne de yaşamın hiçliğini düşünür. Ama bir gün hayatın son anlarında karanlıkla yüzleşmeleri gerekecek. O gün korkumuzdan bir imge yaratır ve sonra o imgeye Tanrı adını veririz."

Bülbülü Öldürmek



0 yorum

" İstediğiniz kadar şakrak kuşu vurabilirsiniz ama bülbülü öldürmek günahtır, bunu asla unutmayın"
Harper Lee 

Kynodontas ~ Kopek Disi



2 yorum


Yapım: 2009 - Yunanistan
 Tür: Dram Süre: 94 dakika
Yönetmen: Giorgos Lanthimos
 Oyuncular: Michelle Valley, Alexander Voulgaris, Aggeliki Papoulia, Mary Tsoni, Anna Kalaitzidou, Hristos Passalis, Christos Stergioglou

Kendi küçük dünyanı anlamlandırman için, tüm evreni keşfetmen gerekir.

             Hakkında pek bir şey bilmediğim yunanlı genç yönetmen Giorgos Lanthimos'den neredeyse usta işi bir film. Gördüğüm en orijinal senaryo. Dış dünyanın tehlikelerine karşı anne babası tarafından paranoyakça bir anlayışla sterilize bir yaşama mahkum edilen üç kardeşin trajedisi. Filmi böyle özetlemek mümkün. Film, genellikle beraber vakit geçiren yetişkin üç kardeşin, anne ve babası tarafından hazırlanan, 'dış dünyadan' gelebilecek ve onların meraklarını cezbedecek bazı kelimelerin bambaşka tercüme edilen anlamlarını kasetten dikkatlice dinledikleri sahneyle başlıyor. Bunun dışında kardeşlerin neredeyse tek eğlencesi yüzmek. Dış dünya ait olarak gördükleri tek şey uçak. Hayattan en büyük beklentileri bir gün bahçelerine bir uçağın düşmesi. Hatta düşen uçağın kimin olacağı konusunda aralarında tartışıyorlar. Baba genişçe ve havuzlu bir bahçesi olan evden yalnızca arabasıyla çıkıyor. Akşam eve gelirken alışverişten aldığı ürünlerin ambalajlarını söküyor. Baba oldukça otoriter. Anne ve babanın çocuklarına olan yaklaşımı bir hayvan barınakçısının köpeklerine olan yaklaşımıyla benzer; 'kurallara uyar ve fazla meraklı olmazsanız her şey yolunda gider.'

Bu üç kardeş hayatı, bir nevi anne babalarının kendileri için ideal olduğunu düşündüğü 'steril yaşam' programından öğreniyorlar. Hiç bir bireyle iletişime geçmedikleri için hala çocuk kalan kardeşlerin birbirlerine olan yaklaşımları rekabetçi ve bazen acımasızca oluyor. Gel gör ki ebeveynlerin unuttuğu bir şey var; 'insanın keşfetme merakı..' İşte bu yüzden işler büyük kardeşin dış dünyaya dair bir şeyler görmeye başlamasıyla karışıyor. Ancak Köpek dişi düştüğünde "dışarıya" çıkabileceği öğretilen bir insanın dünyayı bilme arzusu galip gelince neler olacağını görebileceğiz bu filmde. Aile toplumla etkileşime girmeden yaşarsa ne olur ve tabi insanın evreni merakı ne kadar tehlikeli olursa olsun bilinmezi öğrenme isteği ve sonuçları...Bu ve benzer soruların cevabını bulabilirsiniz bu filmde. Ve tabiki korkuyla yönetilen insan toplulukları...Dünyanın aldığı son hal. .Mekanları ister büyütün ister küçültün evrensel bir gerçekliğe parmak basıyor film.Yönetmen tüm bunları bir Heneke filmi gerçekçiliğiyle gösteriyor. Bu yüzden çok çarpıcı ve aynı zamanda bazı sahneleriyle çok rahatsız edici bir film. Bambaşka bir konusu olsa da bu filmi izlerken Truman Show'daki karakterle dış dünyayı öğrenme isteği ve bu uğurda her şeyi göze alması bakımında benzerlik aklıma geldi. Truman Show'da kafasına düşen mikrofonla yaşadığı dünyaya ait soruları öteki dünyayı keşfederek bulabileceği düşünüp, bu uğurda tehlikeli bir yolculuğa çıkıyordu ve sonunda büyük bir hayal kırıklığı yaşıyordu karakter. Bu iki filmde de karakterler bambaşka amaçlar için kandırılıyordu. Çarpıcı bir sosyal eleştiri filmi izlemek isterseniz kaçırmayın derim.

8,5/10

Bir film, bir sahne: Dedikodu neden fena bir şeydir? Doubt (2008)



0 yorum

video

John Patrick Shanley tarafından aynı isimli tiyatro oyunundan uyarlanan gizem türündeki bu film Meryl Streep, Philip Seymour Hoffman, Amy Adams'lı kadrosuyla oyunculuk dersi veriyor adeta. St. Nicholas Kilisesi'ndeki Peder Flynn'in, özel ilgi gösterdiği siyahi öğrencisiyle ilişkisi, kilisede terör estiren Rahibe Aloysius'ı bazı şüphelere sevk eder ve tüm film bu şüphe üzerinden ilerler. Gizem sevenler kaçırmasın. Filmde Peder Flynn'in, Rahibe Aloysius'a gönderme yaparken anlattığı etkileyici hikayeye kulak verin.

31. İstanbul Film Festivali'nden sectiklerim



0 yorum
Yönetmen: Slava Ross / Oyuncular: Petr Zaichenko, Misha Protsko, Sergey Novikov / Rusya / 2011


Director: Markus Schleinzer / Cast: Michael Fuith, David Rauchenberger, Christine Kain / Austria / 2011

Yönetmen: Morteza Farshbaf / Oyuncular: Kiomars Gity, Sharareh Pasha, Amirhossein Maleki / İran / 2011

Yönetmen: Alexander Sokurov / Oyuncular: Johannes Zeiler, Anton Adasinskiy, Isolda Dychauk / Rusya

Yönetmen: Blake Edwards / Oyuncular: Julie Andrews, James Garner, Robert Preston / İngiltere-ABD

ŞEYTAN ADASININ KRALI
Yönetmen: Marius Holst / Oyuncular: Stellan Skarsgård, Kristoffer Joner, Benjamin Helstad, Trond Nilssen / Norveç-Fransa-İsveç-Polonya / 2011

ÇİNGENE 
Yönetmen: Martin Sulík / Oyuncular: Janko Mizigár, Martin Hangurbadzo, Miro Gulyas / Çek Cumhuriyeti-Slovakya / 2011

SADE BİR HAYAT
Yönetmen: Ann Hui / Oyuncular: Andy Lau, Deanie Ip, Wang Fuli / Hong Kong-Çin / 2011

Yönetmen: Bence Fliegauf / Oyuncular: Katalin Toldi, Gyöngyi Lendvai, Lajos Sárkány / Macaristan-Almanya-Fransa / 2011

Yönetmen: Andreas Dresen / Oyuncular: Milan Peschel, Steffi Kühnert, Talisa Lilly Lemke / Almanya / 2011

Yönetmen: Bouli Lanners / Oyuncular: Zacharie Chasseriaud, Martin Nissen, Paul Bartel / Belçika-Fransa-Lüksemburg / 2011

Yönetmen: Tony Kaye / Oyuncular: Adrien Brody, Marcia Gay Harden, James Caan / ABD / 2011

Yönetmen: Rodrigo García / Oyuncular: Glenn Close, Mia Wasikowska, Aaron Johnson, Brendan Gleeson / İrlanda / 2011

Yönetmen: Andrea Arnold / Oyuncular: Kaya Scodelario, Nichola Burley, Steve Evets / İngiltere / 2011

Yönetmen: Özcan Alper / Oyuncular: Gaye Gürsel, Durukan Ordu, Sarkis Seropyan / Türkiye / 2011

Yönetmen: Zeki Demirkubuz / Oyuncular: Engin Günaydın, Nihal Yalçın, Nergis Öztürk / Türkiye / 2012

*Filmler hakkında detaylı bilgiyi  iksv.org/tr 'den öğrenebilirsiniz.


newer post older post