Joseph Gordon-Levitt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Joseph Gordon-Levitt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Farklı bir tür arayanlara Brick 2005



0 yorum

Tür : Dram / Gizem
Yönetmen : Rian Johnson
Senaryo : Rian Johnson
Görüntü Yönetmeni : Steve Yedlin
Müzik : Nathan Johnson
Yapım : 2005, ABD , 110 dk.
Oyuncular
Joseph Gordon-Levitt (Brendan) , Nora Zehetner (Laura) , Lukas Haas (The Pin) , Noah Fleiss (Tugger) , Matt O'Leary (The Brain) , Emilie de Ravin (Emily) , Noah Segan (Dode) , Meagan Good (Kara)
Noir Film başka bir deyişle Kara Film, ilgi alanıma yeni yeni girmeye başlayan bir tür. David Lynch filmleri ve bilumum yönetmen ve filmler sayesinde türün önemli özellikleri hakkında az çok fikir ediniyorum. Fakat her kasvetli atmosfere sahip, karizmatik kötü adamların, güzel, tehlikeli ve gizemli kadınların yer aldığı suç filmine Noir Film denmeyeceğini de iyi biliyorum. Bu türün son zamanlarda izlediğim en iyi örnekleri Blue Velvet ve The Third Man'dı. Brick de bu türün en enteresan yapımlarından biri olarak kabul ediliyor. Sundance Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü alarak dikkatleri üzerine çeken bir film. Brick, "Film Noir" özelliklerini bir gençlik filmi üzerine giydirip harmanlamasıyla türdaşlarından farklı bir alana kayıyor. Bu farklılık filmi enteresan kılan öğelerden biri oluveriyor

Henüz lise öğrenimi gören Brendan'ın ortadan kaybolan eski kız arkadaşı Emily'den   "kurtar beni" çağrısı almasıyla başlayan bir dizi olayları konu alıyor film. Brendan kız arkadaşını bir kaç gün sonra bir su kanalında ölü olarak bulur. Sonradan hamile olduğunu öğrendiği kız arkadaşını kimin öldürdüğünü öğrenmeye çalışan Brendan, olayın bir uyuşturucu çetesinin iç işlerine kadar uzandığını görecektir.

Enteresan bir kurgusu olan, "kimin eli kimin cebinde filmi" özelliklerini taşıyan, farklı karakterlerin yer aldığı, mekandan ayrı bir film Brick. Özellikle deneysel çalışmalara meraklı, faklı türlere açık  her Sinemadan Çıkmış İnsan'ın , arayıp da bulamayacağı türden bir film. İzlemenizi tavsiye ederim.

7,5/10


500 Days Of Summer ~ Aşkın (500) Günü



5 yorum

Tür : Komedi / Dram / Romantik
Gösterim Tarihi : 9 Ekim 2009
Yönetmen : Marc Webb
Senaryo : Scott Neustadter , Michael H. Weber
Görüntü Yönetmeni : Eric Steelberg
Müzik : Rob Simonsen , Mychael Danna
Yapım : 2009, ABD , 95 dk.

Oyuncular

Joseph Gordon-Levitt (Tom Hansen) , Zooey Deschanel (Summer Finn) , Geoffrey Arend (McKenzie) , Chloe Moretz (Rachel Hansen) , Matthew Gray Gubler (Paul) , Clark Gregg (Vance)

Bir erkekle bir kadın tanışır

Romantik komedi tür olarak benim sinemada çok da izlemeyi tercih ettiğim bir tür değildir aslında. Hafta sonu arkadaşlarla sırf "çerez niyetine" gidip eğlenebileceğimiz, "saksıyı" çok zorlamayacağımız, bitiminde de aklımızı çok kurcalayıp, kafada çok yer etmeyecek bir film izleyelim istedim.


Fakat durum hiç de benim düşündüğüm gibi olmadı. Filmin ta en başında üçüncü anlatıcının; "Bu film sizin düşündüğünüz gibi bir erkekle bir kadın tanışır filmi değil" demesiyle beni baştan al aşağı etti. O an itibariyle anladım ki sıradan bir romantik komedi izlemeyecektim.

Tom mimarlık eğitimi alan fakat hayatını bir şirkette metin yazarı olarak sürdüren, aşka ve ilişkilere henüz inancını yitirmemiş bir romantiktir. Aşk için umutlarının tükendiği bir dönemde "hayatının aşkı"olabileceğine inandığı Summer'la tanışır ve Tom kara sevdaya tutulur. Summer ise aşka inanmayan ve ilişki kavramına hemcinslerinden çok  ayrı bakan bir kızdır. Tom için başta ilişkilerinin bir adı olmaması bir problem yaratmaz ama ateş bacayı sardığında, başka bir ifadeyle iş ciddiyete  bindiğinde "beraber takılıp iyi vakit geçiriyoruz ötesi berisi ne gam fikri" kabul edilebilir gelmez. Zaten filmin konusunu da  ikili arasındaki bu çatışma oluşturuyor. Düşünün, bir tarafta hayatının sonuna kadar sevdiği kadınla olmak isteyen aşık bir genç, diğer tarafta "sana hiç bir şey için söz veremem. Yarın uyandığında yanında olmayabilirim." diyen, bağlanmaktan korkan  bir kadın...

 Neticede konu itibariyle çok zengin ve özgün sayılmaz. Özgünlüğünü ve zenginliğini  zamanlar arasındaki geçişin filme kattığı o müthiş dinamizm oluşturuyor. Aşkın 5oo  gününü baştan sona doğru , rutin bir şekilde ilerlemiyor. Bu açıdan sahneleri birleştirme işi biraz seyirciye düşüyor.

Anti parantez "beklentiler" ve "realite" üzerine ekranın ikiye bölünmesiyle eş zamanlı olarak gösterilen bir sahne de yine filimin can alıcı ve "can acıtıcı" sahnelerinden biri olarak değerlendirilebilir.  Komedi öğelerinin , türünün benzerlerine göre daha kaliteli ve akıllıca durduğunu da söylemekte fayda var. İşin en ilginç yanı filmin başta aşk hakkında seyirciye bir kıssadan hisse verme gibi bir derdi varmış gibi gözüküyor.  Fakat film  sonunda, başta  idea ettiği şeyin aslında hiç de öyle olmadığını söyleyip bir nevi kendini haksız çıkarıyor. Tabi bu yine de filmin kıssadan hissesini oluşturuyor.

Neticede, en iyi romantik-aşk filmi listeme kendine iyi bir girişle yer edinen bir film oldu benim için 500 Of Days Summer.

9/10
older post