Once I wanted to be the greatest No wind of waterfall could stall me And then came the rush of the flood Stars of night turned deep to dust
Melt me down
Into big black armour
Leave no trace of grace
Just in your honour
Lower me down
To culprit south
Make 'em wash a space in town
For the lead
And the dregs of my bed
I've been sleepin'
Lower me down
Pin me in
Secure the grounds
For the later parade
Once I wanted to be the greatest
Two fists of solid rock
With brains that could explain
Any feeling Lower me down
Pin me in
Secure the grounds
For the lead
And the dregs of my bed
I've been sleepin'
For the later parade
Once I wanted to be the greatest
No wind of waterfall could stall me
And then came the rush of the flood
Stars of night turned deep to dust
-
Daha önce de bahsetmiştim galiba eskiden beri ne zaman üzülsem ,ağlasam
arka fonda hep hüzünlü bir şarkı çalardı. Alakasız bazı hüzünlü şarkılar.
Dön...
2025 Güncesi
-
Bu günce, 2025 yılında okuduklarımız, oynadıklarımız ve seyrettiklerimiz
içinde sizlere önerecek kadar güzel bulduğumuz yapıtlardan oluşuyor
dostlar. Eğer ...
Grafik-roman tutkunlarına bir liste
-
Bir tarafta "The Sculptor" gibi zamanında alamadığım için geç kaldıklarım
var, bir tarafta Tezuka'nın "Buddha" serisi gibi uzun süredir kütüphaneden
oturu...
İki saat sonra kalabalığın içinde, sinemadan bir dar sokağa çıkan sanki başka birisiydi. Düşünüyordu: "Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. Sinemadan çıkmış insan. Gördüğü film ona bir şeyler yapmış. Salt çıkarını düşünen kişi değil. İnsanlarla barışık. Onun büyük işler yapacağı umuluyor. Ama beş-on dakikada ölüyor. Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar. Saatine baktı: Dört buçuğa beş vardı. "Eve gidip okusam." Durağa yürüdü. "Bunları kurtarmanın yolunu biliyorum. Kocaman sinemalar yapmalı. Bir gün dünyada yaşayanların tümünü sokmalı bunlara. İyi bir film görsünler. Sokağa hep birden çıksınlar..." Kafasından geçene güldü. Duraktakiler dönüp baktılar. Kadının biri kaşlarını çattı. Sokakta kendi kendine sesli gülünemeyeceğini bilmeyen yoktu. "Ne adamlar be. Güldüysem güldüm size ne?" Duramadı orada yürüdü. Eve gitmeyecek. İçindeki "sinemadan çıkmış kişi"yi öldürdüler. (S.18) Aylak Adam ~ YusufAtılgan
Tema resimleri biyan tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.