Fransız Sineması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fransız Sineması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Entre les murs ~ The Class ~ Sınıf (2008)



1 yorum

Yapım: Fransa, 2008
Tür: Dram
Yönetmen: Laurent Cantet
Senaryo: Robin Campillo, François Bégaudeau, Laurent Cantet, (kitap) François Bégaudeau
Yapımcı: Caroline Benjo, Carole Scotta
Görüntü Yönetmeni: Pierre Milon
Oyuncular
François Begaudeau, Franck Keita, Esmerelda Ouertani, Wei Huang

Dar Mekan, Geniş Mevzu

Kendizi Fransa'da herhangibir okulda, etnik kökeni farklı, bir gurup öfkeli gencin bulunduğu bir sınıfın içindeki bir öğrenci gibi düşünün. Zaten film izleyiciye böyle hissettirmek için kılı kırk yarmış gibi. O kadar ki, sınıfta yer yer haksız olduğunu düşündüğünüz bir öğrenciye tepki göstermek, zaman zaman da haksızlık edilip, terbiye sınırlarını aşan davranışlara maruz kaldığını düşündüğümüz öğretmeni kollama hissiyatı içinde buluyorsunuz kendinizi.

Son izlediğim Fransız yapımı film de, tesadüf bu ki; Fransa'da öteki olmakla ilgiliydi. Bu filmin  de derdi nispeten o. Fakat tek derdi bu değil. Sosyolojik bir çok mevzu hakkında söylemeye çalıştığı bir kaç konu var. Örneğin; Film ,terbiye etme, otorite koruma, disiplin ve yöntemleri konusunda bazı sorular soruyor, sorduruyor. Bunu gerçek mesleği öğretmenlik olan François üzerinde yapıyor.


François, filmlerde gördüğümüz tipik idelist öğretmen tipine çok yakın dursada, gerçekte her beşer  gibi onun da tosladığı duvarlar oluyor. Bu duvarlar bir gün bir öğrencisiyken, bir gün de, disiplinin nasıl verilmesi gerektiğine dair anlaşamadığı bir meslektaşı olabiliyor. Yine her gerçek insan gibi onun da sabrı taşıyor. O da öfkeleniyor. Fakat yine de diğer meslektaşlarına göre daha idealist, sistemi sorgulayan öğretmen potresi çiziyor.
Neticede meslekleri oyunculuk olmayan gerçek bir sınıf ve öğretmenin özel gibi duran ama evrensel bir kaç konuyu gerçekçi bir dille sorgulayan, film izlenmeye değer. Herhangibir texte bağlı değillermişcesine konuşan, kendilerini oynayan  bir sınıfın gösterdiği performans taktire şayan. 2008 yılının Yabancı Dilde En İyi Film Oscar'ını kucaklayamasa da, uzun yıllar sonra ülkesine, Fransa'ya Altın Palmiye gibi prestiji yüksek bir ödül kazandıran özel bir film. Ölmeden önce izlenecek filmler listenize ilk sıradan koymanızı tavsiye ederim.

9/10

Au Revoir, Les Enfants ~ Elveda Çocuklar 1987



0 yorum
_au_revoir_les_enfants



Tür: Dram, Savaş
Yapım: 1987, Fransa, Almanya
Yönetmen: Louis Malle
Senaryo: Louis Malle
Yapımcı: Louis Malle
Görüntü Yönetmeni: Renato Berta
Oyuncular:
Gaspard Manesse, Raphael Fejtö, Francine Racette




Bakakalmak  bir gidenin ardından...


Öğrenci yurtlarında yaşanan dostlukları iyi bilirim. Özellikle aileden ayrı düşmenin sebep olduğu o içi zor doldurulur  boşluğu az da olsa kapatabilecek bir arkadaş -dost arama çabasına girmiş bulursun kendini. Çoğu zaman da başarılı olursun. Kurşmuş olduğun o dostluk ömrünün sonuna kadar özel bir dostluk olarak kalır ve hep biraz buruk hatırlanır.Ya da ben öyle her şeye olduğu gibi özel anlamlar yüklüyorumdur. Bilmiyorum. Ama neticede buna benzer  duygular yaşatma fırsatı sunuyordur böyle ortamlar.


elvedaçocuklar1


Zamanlardan 2.Dünya Savaşı. Şavaşın özellikle tüm avrupayı ve avrupadaki yahudileri  "kırıp geçirdiği" bir ortamda katolik okulan giden iki öğrencinin aralarındaki, geç başlayan erken biten dostluğun hikayesi Au Revoir, Les Enfants. Bahsi geçen okul da bir çok yer gibi alman milislerin ablukası altındadır.Tüm bu sıkı yönetim ve baskıya rağmen okul yöneticileri isimlerini değiştirmek suretiyle üç yahudi öğrenciyi okullarında saklamayı başarırlar taki okul çalışanlarıdan biri, intikam amaçlı ispiyonculuk yapana kadar...


Elvedaçocuklar2


En büyük zevkleri geceleri birbirlerine Binbir Gece Masalları okumak olan, Julien Quentin ve yahudi öğrenci, Jean Bonnet'in  arasına 2.Dünya savaşı ve onun "götürüleri" girer. O yaşlarda bir çocuğun bir savaşı anlamlandırma çabasını ve elinden koparılan dostluğun, o anlam arayan bakışını seyrederken benim gibi sizde çok etkileneceksiniz.


Au Revoir, Les Enfants, bizi salya sümük ağlamak zorunda bırakan 2.Dünya Savaşı temalı filmlerinden biraz farklı olarak drmatikleştirme işini nispeten daha dozunda bırakmış bir film. Savaşın yaşattıklarını bir çocuğun gözüden çok bir dostluk hikayesinin üzerinden, pekala anlatmayı becerebilmiş başarılı bir dram.



8/10



La Haine ~ Protesto 1995 / Fransa'da öteki olmak



0 yorum
_pretestoafiş
Yönetmen :Mathieu Kassovitz
Yapımcı : Christophe Rossignon
Senaryo Yazarı : Mathieu Kassovitz
Oyuncular : Vincent Cassel,Hubert Kounde,Said Taghmaoui,Francois Levantal,Marc Duret
Yapım Yılı, Ülkesi : Fransa, 1995
Süre : 96 dakika
Dil : Fransızca
Aldığı Çeşitli Ödüller

1995 Cannes Film Festivali : En iyi yönetmen
1995 European Film Awards : En iyi film
1996 César Awards : En iyi film

"Önemli olan düşmek değil yere nasıl indiğindir"


"Elli katlı bir binadan düşen adamın öyküsünü bilir misiniz?

Düşerken de kendine şu sözleri tekrarlamaktadır:'Buraya kadar her şey yolunda, buraya kadar her şey yolunda, buraya kadar her şey yolunda,buraya kadar her şey yolunda,25. kattayım şu an ve buraya kadar her şey yolunda.

Önemli olan düşmek değil yere nasıl indiğindir."

_lahaine
Film bir anlatıcının bu hikayeyi anlatmasıyla başlıyor ve film yine bu istikametle bu sona doğru yol alıyor.

Protesto son zamanlarda izlediğim en çarpıcı suç filmlerinden biri. Filmin sosyolojik yanı özellikle çok kuvvetli. Eleştirel bir bakışı var ve gerçek bir sorunu son derece gerçek işlemiş Mathieu Kassovit. Yönetmenin filmi çektiğinde sadece 25 yaşında olduğunu bilmek de ayrıca şaşırtıcı tıpkı bu film gibi.Fransa'da öteki olmanın ne demek olduğunu, ırkçılığın, etnik kökene duyulan nefretin ne derecede olduğunu görebilme imkanı veriyor film.

Film Paris'in gettolarında yaşayan, biri Cezayir asıllı, bir fransız olan ve gereğindne fazla konuşan,ateşli bir çocuk olan  Said, biri yahudi Vinz ve bir diğeri de siyahi Hubert adındaki 3 gencin Abdel adındaki afrika asıllı arkadaşlarının polisler tarafından dövülerek öldürülmesini ve bu süreçde polisler tarafından yaşadıkları çeşitli arbede ve baskıları, bir gün gibi kısa bir süreye sığdırmayı başarabilen ve tüm bu olayları çarpıcı bir gerçeklikle gösteren muhteşem bi film. Bu ortak özlellikleri yaşadıkları toplumda  öteki olmak zorunda kalan üç genç de son derece öfkelidir. Öfkeleri elbetteki sisteme ve  en nihayetinde haketmediklerini düşündükleri, maruz kaldıkları muameleye...

Filmde görülesi sahnelerden biri de  Vinz'in ayna karşısında Fransızca yaptığı  Are you talking to me ? şovuydu.

_haine

Siyah-beyazın ve oyunculukların şıklığı, konunun yakı -şıksızlığıyla beraber izlemesi lazım gelen muhteşem bir film Protesto


9/10

Angel-A 2006 / sende melek tüyü var



0 yorum

.
Tür : Komedi / Romantik
Gösterim Tarihi : 28 Temmuz 2006
Yönetmen : Luc Besson
Senaryo : Luc Besson
Görüntü Yönetmeni : Thierry Arbogast
Müzik : Anja Garbarek
Yapım : 2005, Fransa , 88 dk.
Oyuncular
Jamel Debbouze (André) , Rie Rasmussen (Angel-A) , Gilbert Melki (Franck) , Serge Riaboukine (Pedro) , Akim Chir (Le chef des malfrats) , Eric Balliet (Garde du corps Franck) , Loïc Pora (Le malfrat #2)

Paris'in tenha sokaklarındaki garip bir çiftin, bir garip aşk masalı

Huyundan mıdır suyundan mıdır, tılsımından mıdır neyindendir bilinmez bu film, izleyende bir kez daha izleme arzusu uyandırıyor. Bakınız ben en son bir hafta önce 3. kez izleme şerefine eriştim. Devamı da geleceğe benziyor. Bu film bir başyapıt ya da bir  şaheser değil ! Hatta son derece sıradan bir senaryosu var.  Ama Luc Besson;  Bakın sıradan bir hikayeyi, bir peri masalına nasıl dönüştürebiliyorum dercesine bir iş çıkarmış ortaya. Belkide filmin albenisi, bu sıradanlığın ardında parlayan o nerden geldiğini tam olarak kestiremediğim  ışığı...

Kahramanımız beceriksiz düzenbaz/dolandırıcı André, yolun sonuna gelmiştir artık. Boğazına kadar borca batan, peşinde bir yığın belalı adamı olan biri olarak dışarıda güvende olmayacağını anlar ve en azından ortalık duruluncaya kadar, hapse atılmayı talep eder. "Belli bir müddet hapishanenizde konaklayabilir miyim?" teklifini duyan memur da haliyle Andre i yaka paça "dışarı" atar. O içeri atılmak isterken...

Andre'nin bulduğu tüm çıkış yolları kapalıdır. "e gökten de  kurtarıcı meleğim gelmeyeceğine göre" diye düşünüp,  intihar etmeye yeltenir. Fakat o da ne ? Korkuluklarda intihar etmek için bekleyen tek kişi o değildir. Bu devasa boydaki güzel sarışın Andre'nin kontrolünü artık kaybettiği hayatının yönünü değiştirmek için oradadır.
Angel-A filmi tüm umudunu yitirmiş bir adamın, hayatına anlam katan bir kadınla tanışma hikayesi değil sadece. Bu bakış açısı yüzeysel bir bakış açısı olur. Zira, adıyla müsemma insan Angel, hayata anlam katan biri olma özelliğinden öte, Andre'nin kaybettiği özgüven ve kendine olan sevgisini, yaşama arzusunu yeniden kazandırmaya çalışarak daha çok bir yardım meleği görevini üstlenir. Buna bağlı olarak ikilinin ayna önünde yaptıkları "içini görme" seansı da görülmeye değer.  Luc Besson, ikili arasındaki aradaki devasa boy farkını sık sık vurgulamış hatta ötesinde gözümüze sokmuş. Öyle ki Andre i sık sık yukarı bakarken görüyoruz :) Film çekimleri sonrasında boynunun tutulmuş olabileceğinden şüpheleniyorum.

Tıpkı Leon'daki gibi, Aşk'ın hiç beklemediğin bir anda karşına çıkıp-belki de en son ihtiyacın olduğunu düşündüğün bir dönemde, en çok ihtiyacın olan şeydir aşk  :/-  içinde bulunduğun karmaşık duruma , buhrana ilaç olabileceği gerçeğiyle karşı karşıya kalıyorsun bu filmde de . Ama bu filmde saf sevgi ya da cinsel bir çekimden öte kendini bulmaya yardım eden, ona yaşamı boyunca farkında olamayacağı şeyleri gösteren bir kadına belki de başka bir tabirle diğer yarısı ya da, tam da kendi olduğuna inandığı bir insana aşık olma durumu mevcut

Bir nevi yine "Sevginin gücü" ...
Paris sokaklarının bu kadar boş olması filmi zamandan soyut gösterdiği gibi filme, şiirsel serüveninde aynı zamanda masalsı  da bir tat eklemiş.

8/10

older post