İhtiyaca Binaen...



0 yorum
...
"Ne farkeder ki ? insanlar bunları izleyip "tanrım ne kadar korkunç" diyecek ve yemeklerini yemeye devam edecekler."

Hotel Rwanda filminden...

Ayrılık



2 yorum

Bir teklif ve bir kabul... Kısa münakaşasız ve hesapsız!  Bundan daha güzel bir ayrılık olamazdı.
Sabahattin Ali/Kürk Mantolu Madonna

Big Fish



0 yorum
"-Bir buz dağına benziyorsun baba, sadece %10 luk kısmın gözüküyor,
gerisini görmeme izin vermiyorsun.


    -Nasıl yani, çeneme kadar mı görüyorsun?"




    VAVİEN 2009



    2 yorum
    Tür : Komedi / DramGösterim Tarihi : 18 Aralık 2009Yönetmen : Yağmur Taylan Durul TaylanSenaryo : Engin GünaydınYapım : 2009, Türkiye

    "İnsan da ağaca benzer. Ne denli yükseğe ve ışığa çıkmak isterse, o denli yaman kök salar yere, aşağılara, karanlığa, derinliğe -kötülüğe." Nietzsche

    İnsanlar kendi mutsuzluklarının sebebini her zaman başka yerlerde aramak ister. Gazetenin birinde estetik operasyonlara gösterilen yoğun ilgilinin kişinin kendi mutsuzluğunu kemerli burnuna ya da ince dudaklarına mal etmesinden kaynakladığı yazıyordu. Kişi ‘bunu da halledersem artık daha mutlu olacağım’a inandırıyormuş kendini. Sorun olarak görülen şey düzeltildiğinde de, aslında mutsuzluğunun düşündüğü şey yüzünden değil, bizatihi kendisinden kaynaklandığı gerçeği ortaya çıkıyormuş. Yani sözün kısası ayaküstü kendimizi kandırarak yaşayıp gidiyoruz. En vahimi de, bu süreçte başta kendimize, sonra da çevremizdekilere onca haksızlık yapıyoruz.

    Geçtiğimiz günlerde vizyonda bu insani duruma değinen bir film vardı. Vavien... Avatar’ın her yeri kasıp kavurduğu günlerdi. Bu rüzgâra kapılanlar fark edemedi ama Avatar filmine yer bulamayıp 'Bari Engin Günaydın'ın şu filmine girelim’ diye düşünenler bana göre şanslı seyirciler oldu. Çünkü Türk Sineması'na armağan edilen en iyi filmlerden birini sinema salonunda izleme şerefine nail oldular.

    Ben de hatırı sayılır festivallerde, hatırı sayılır ödüller alması, önemli sinema adamlarının "son yıllarda yapılmış en başarılı Türk filmi" şeklindeki açıklamalarından sonra merak edip izledim filmi. İyi ki de izlemişim. Vizyonda görme fırsatını bulamayanlara tavsiyem ise yeni çıkan DVD’sini alıp hemen izlemeleri.

    İYİLER, KÖTÜLER GEL-GİT'Lİ BİR DÜNYA


    "Dünyada iki türlü insan vardır: iyiler ve kötüler. Kötü senin elini sıktığında kırk türlü plan yapar, ama iyiler öyle değildir. İyiler iyi insandır."

    Hikâye Tokat'ın Erbaa ilçesinde geçer. Kendi elektrik dükkânını işleten içine kapanık Celal, saflığa yaklaşan bir iyi niyet taşıyan, kocasını delicesine seven eşi ve tek çocuğuyla tek düze denebilecek bir hayat yaşamaktadır. Abisi Cemal'le birlikte bir elektrik dükkânı işletirler. Cemal arada bir abisi Cemal'le birlikte karısına iş görüşmesi için gittikleri yalanını uydurarak Samsun'da bir pavyona gider. Celal'in pavyondaki Sibel'e olan takıntısı onu hem maddi hem de manevi anlamda sarsar. Sibel'in kayıtsız tavırlarına rağmen Celal ısrarcı davranmaya devam eder. Karısından zerre kadar haz etmeyen, çocuğuna da şefkati hayli esirgeyen Celal için ailesi omuzlarında neredeyse bir yüktür. Celal'in içinde barındırdığı çeşitli ihtirasları, onu içindeki kötüyü dinlemeye iter. Fakat işler hiç de Celal'in planladığı gibi yürümez.


    Vavien kelime anlamıyla bir lambayı iki ayrı yerden aynı zamanda yakıp söndüren bir tür anahtar çeşidiymiş. Engin Günaydın bu isimle pek tabi hayatta da karşılığı olan bir şeye işaret etmek istemiş. İnsanların içinde yaşadıkları gel gitlere...

    Engin Günaydın ve Binnur Kaya isminden ancak sıkı bir komedi filmi çıkar diyenlerin yüzünü kara çıkarırsacına iyi bir dram-gerilim filmi çıkmış ortaya.

    Kırsal kesimde yaşayan bir ailenin mutluluk ve mutsuzluk arasında "gidip gelen" yaşamlarından bir kesiti, yer yer gerilerek, yer yer şaşkınlıkla, yer yer de Binnur Kaya'nın: "Celal, ben seni seviyom, sen benim her bi yerime işlemişsin" derken ki muhteşem performansıyla içiniz burkularak izleyeceksiniz.

    8,5/1O

    Bu yazı bu tarihte  8 sutun haber sitesinde yayımlanmıştır

    BİR FİLM,BİR ŞARKI; Bryan Ferry , In the mood for love



    3 yorum

    I'm in the mood for love
    Simply because you're near me
    Funny, but when you're near me
    I'm in the mood for love
    Heaven is in your eyes
    Bright as the stars we're under
    Oh, is it any wonder?

    I'm in the mood for love
    Why stop to think of whether
    This little dream might fade?
    Let's put our hearts together
    Now we are one, i'm not afraid
    If there's a cloud above
    If it should rain, we'll let it
    But for tonight forget it

    I'm in the mood for love
    Why stop to think of whether
    This little dream might fade?
    Let's put our hearts together
    Now we are one, i'm not afraid
    If there's a cloud above
    If it should rain, we'll let it
    But, for tonight, forget it
    I'm in the mood for love

    Troya'da Ölüm Vardı



    6 yorum

    "...Konuştuklarımız başlangıçta her zamanki gibiydi, birbirimizi kavrıyorduk, ele geçiriyorduk, sonra sonra işin can damarına geldik. Durdum. Benden söz açmıştı, beni bulmaktan... Durdum. Sen zaten arıyordun dedim, bir şeyler arıyordun dedim, onları bulmağa hazırdın dedim, o zaman karşına ben çıktım, hazırdın bulmağa, bende buldun o aradığını, bende görmek istediğin, bulduğun şeyleri bulmağa hazırdın... İpi uzatmıştım, elimdeydi, çekişine göre ya düğümü sağlamlaştıracak ya da çözecekti. Bekliyordum. Başını salladı. Bekliyordum..."

    Bilge KARASU


    Amélie



    9 yorum

    -Mucizelere inanır mısınız?
    -Bugün değil...!

    Farklı bir tür arayanlara Brick 2005



    0 yorum

    Tür : Dram / Gizem
    Yönetmen : Rian Johnson
    Senaryo : Rian Johnson
    Görüntü Yönetmeni : Steve Yedlin
    Müzik : Nathan Johnson
    Yapım : 2005, ABD , 110 dk.
    Oyuncular
    Joseph Gordon-Levitt (Brendan) , Nora Zehetner (Laura) , Lukas Haas (The Pin) , Noah Fleiss (Tugger) , Matt O'Leary (The Brain) , Emilie de Ravin (Emily) , Noah Segan (Dode) , Meagan Good (Kara)
    Noir Film başka bir deyişle Kara Film, ilgi alanıma yeni yeni girmeye başlayan bir tür. David Lynch filmleri ve bilumum yönetmen ve filmler sayesinde türün önemli özellikleri hakkında az çok fikir ediniyorum. Fakat her kasvetli atmosfere sahip, karizmatik kötü adamların, güzel, tehlikeli ve gizemli kadınların yer aldığı suç filmine Noir Film denmeyeceğini de iyi biliyorum. Bu türün son zamanlarda izlediğim en iyi örnekleri Blue Velvet ve The Third Man'dı. Brick de bu türün en enteresan yapımlarından biri olarak kabul ediliyor. Sundance Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü alarak dikkatleri üzerine çeken bir film. Brick, "Film Noir" özelliklerini bir gençlik filmi üzerine giydirip harmanlamasıyla türdaşlarından farklı bir alana kayıyor. Bu farklılık filmi enteresan kılan öğelerden biri oluveriyor

    Henüz lise öğrenimi gören Brendan'ın ortadan kaybolan eski kız arkadaşı Emily'den   "kurtar beni" çağrısı almasıyla başlayan bir dizi olayları konu alıyor film. Brendan kız arkadaşını bir kaç gün sonra bir su kanalında ölü olarak bulur. Sonradan hamile olduğunu öğrendiği kız arkadaşını kimin öldürdüğünü öğrenmeye çalışan Brendan, olayın bir uyuşturucu çetesinin iç işlerine kadar uzandığını görecektir.

    Enteresan bir kurgusu olan, "kimin eli kimin cebinde filmi" özelliklerini taşıyan, farklı karakterlerin yer aldığı, mekandan ayrı bir film Brick. Özellikle deneysel çalışmalara meraklı, faklı türlere açık  her Sinemadan Çıkmış İnsan'ın , arayıp da bulamayacağı türden bir film. İzlemenizi tavsiye ederim.

    7,5/10


    Satranç Dersleri



    15 yorum
    Uzun bir nehirdir satranç
    kıvrak ve uzatarak boynunu
    nice güneş batışını yerinde görmüş boynunu
    oysa veba tarihçileri bilmemişlerdir
    her karenin bir karşıveba girişimi olduğunu

    göğe bezgin bakanların bir türlü öğrenemediği
    bir oyundur satranç

    evet ilk aşk gibi bir şeydir ilk açılış
    artık dönüş yoktur
    kuşku bağışlanmasa da
    tedirginlik doğal sayılabilir
    ancak
    yürümenin dışında bütün eylemlerin adı
    kaçış kaçış kaçıştır

    iLHAMİ ÇİÇEK

    Köprüdeki Kız



    10 yorum


    ...

    "Geleceğimi büyük bir tren istasyonundaki banklı ve damalı bir bekleme salonu gibi görüyorum.
    Dışarıdaki kalabalık beni görmeden koşturuyor.
    Hepsi bir acele içinde, trene veya taksilere biniyorlar.
    Gidecek bir yerleri,görecek birileri var.
    Ve ben orada oturuyorum, bekliyorum.

    -Neyi bekliyorsun Adele?

    Bir şeyler olmasını. "

    newer post older post